Skip to main content
Kayıp ve Yeniden Bulunan·7/7·2
Photograph of Acropolis of Athens

The place

Acropolis of Athens

Sabır Taşının Çatladığı Gece

Bir bombanın iki bin yıllık tarihi yerle bir ettiği gece

26 Eylül 1687Acropolis of Athens

İki bin yılı aşkın bir süredir Parthenon, Atina'daki Akropolis tepesinin üzerinde dimdik duruyordu. Tarih ne attıysa göğüsledi. Depremler — dayandı. Yangınlar — dayandı. Yarım düzine imparatorluğun orduları geldi geçti. Yunan tapınağıydı, Hristiyan kilisesi oldu, Osmanlı camisi oldu. Heykellerini söktüler, boyalarını sildiler ama iskeleti sapasağlam ayaktaydı. Derler ya, sabır taşı bile çatlar. 26 Eylül 1687 akşamı, o taş çatladı.

İşin arka planı şuydu: Venedik ile Osmanlı İmparatorluğu, Doğu Akdeniz'in hâkimiyeti için birbirine girmişti — adalar, limanlar, ticaret yolları. Venedikli General Francesco Morosini komutasındaki bir donanma Yunanistan'a yelken açtı ve Atina'yı kuşattı. Sayıca çok geride kalan Osmanlı garnizonu, şehrin en yüksek ve en korunaklı noktasına çekilmekten başka çare bulamadı: Akropolis tepesi — Parthenon'un hâlâ kentin en güçlü kalesi olduğu yer.

Tam bu noktada Osmanlı komutanı tarihin unutamayacağı bir karar verdi. Bütün barut stokunu — fıçı fıçı barutu — Parthenon'un içine taşıttı. Mantığı çürük değildi: yüzyıllar boyunca saldıran ordular bu binayı hedef almaktan kaçınmıştı çünkü bir Hristiyan kilisesiydi. Venedikliler de Hristiyandı; kiliseyi bombalamayacaklardı. Mantıklı bir kumardı. Ama sonucu yıkım olacaktı.

Venedik saflarında savaşan İsveçli bir subay vardı: Kont von Königsmark. Toplarını doğrudan tepeye çevirdi. 23 Eylül'den itibaren üç gün aralıksız bombardıman — iki bin yıllık duvarlara ve sütunlara mermi üstüne mermi yağdı. Sonra, 26 Eylül akşamı saat yedi sularında, bir havan mermisi gökyüzünde bir yay çizerek Parthenon'un çatısını deldi ve barut fıçılarının tam ortasına düştü.

Patlama üç yüz kişiyi bir anda öldürdü — askerler, kadınlar, güvendeyiz diye sığınan çocuklar. Parthenon'un göbeği paramparça oldu. Güney cephesinden sekiz sütun — silindi. Kuzeyden altı sütun — yok oldu. İç salon tamamen havaya uçtu. Perikles döneminde — yani iki bini aşkın yıl önce — yontulmuş heykeller ya tuz buz oldu ya yüzlerce metre öteye fırladı. Tonlarca ağırlığındaki mermer bloklar tepenin üzerine zar gibi saçıldı.

Sanki bu yıkım yetmezmiş gibi, Morosini enkazın içine girip ganimet almaya kalktı — binanın tepesini süsleyen devasa taş at heykellerini indirmeye. Adamları halatlarla heykelleri sarkıtmaya çalıştı. Halatlar koptu. Atlar yere çakılıp paramparça oldu. Venedikliler Atina'yı bir yıldan kısa tuttular, sonra bırakıp gittiler. Büyük ganimetleri: kendi elleriyle yarattıkları bir harabe — üstelik onu bile adam akıllı yağmalayamadılar.

Bir dahaki sefere Parthenon'un fotoğrafını gördüğünüzde — o meşhur siluet, sütun dizisi, çatının olması gereken yerdeki boşluk — bilin ki tek bir gecenin izine bakıyorsunuz. Her boş heykel yeri, her kırık sütun, her havada yarım kalan duvar — 26 Eylül 1687 akşamının eseri. Yirmi bir yüzyılın yıkamadığını savaş bir gecede yıktı.

Hikâyenin Dersi

Savaş, zamanın yapamadığını yapar. Parthenon iki bin yılı aşkın süre ayakta kaldı, sonra tek bir gecede paramparça oldu. Miras aldıklarımız çok değerli — ve sandığımızdan çok daha kırılgan.

Karakterler

F
Francesco Morosini
K
Kont von Königsmark
O
Osmanlı savunucuları
3
300 kurban

Kaynak

Contemporary accounts by Venetian officers, Cristoforo Ivanovich's Historia della Lega Santa, modern archaeological analysis