Yatağından hiç kalkmadı. Anne Catherine Emmerich, 1800'lerin başında Almanya'nın küçük Dülmen kasabasında yaşayan bir rahibeydi ve hayatının son yıllarında ayağa bile kalkamıyordu. Ama işin akıl almaz tarafı şu: o yataktan, hiç görmediği bir evi, hiç gitmediği bir ülkede — neredeyse santimi santimine tarif etti. Ve altmış yıl sonra, biri o evi tam da söylediği yerde buldu.
Emmerich çocukluğundan beri görüler görüyordu — kutsal tarihten canlı, ayrıntılı sahneler, sanki olayların tam ortasında duruyormuş gibi. Ellerinde ve ayaklarında açıklanamayan yaralar da vardı — Hz. İsa'nın çarmıhtaki yaralarının tıpatıp aynısı. Doktorlar baktı, kimse bir şey anlayamadı. 1820'den 1824'e kadar gördüğü her şeyi tanınmış Alman şair Clemens Brentano'ya anlattı; o da bunları kitap haline getirdi.
Bir görü diğerlerinden farklıydı. Emmerich, tüyleri diken diken eden bir ayrıntıyla Hz. Meryem'in son evini tarif etti — Türkiye'nin batı kıyısındaki kadim Efes şehrinin üzerinde, bir dağın yamacında küçük, taştan bir ev. Hristiyan geleneğine göre Havari Yuhanna, Hz. İsa'nın çarmıha gerilmesinden sonra Meryem'i korumak için oraya getirmişti. Emmerich odaların düzenini, evin yanındaki pınarı, dağın şeklini, hatta aşağıdaki deniz manzarasını bile anlatmıştı.
1881'de Julien Gouyet adında bir Fransız rahip bu tarifleri okudu ve kendi gözleriyle görmeye karar verdi. Tek haritası Emmerich'in sözleriydi. Efes'e gitti, Koressos Dağı'na tırmandı — bizim Bülbül Dağı dediğimiz yer — ve tam Emmerich'in tarif ettiği noktada küçük bir taş evin kalıntılarını buldu. Pınar oradaydı. Oda düzeni tutuyordu. Tek tek her ayrıntı doğruydu.
On yıl sonra Lazaristler denen bir grup Katolik misyoner, yanlarına arkeologları da alarak düzgün bir kazı yapmaya geldi. Buldukları şey herkesi şaşırttı: temeller milattan sonra birinci yüzyıla tarihleniyordu — yani Hz. Meryem'in gerçekten orada yaşamış olabileceği dönem. Bu, üstüne yüzyıllar boyunca masal yığılmış bir Ortaçağ efsanesi değildi. Taşlar gerçekti ve yeterince eskiydi.
Katolik Kilisesi konuyu ciddiye aldı. 1896'da Papa XIII. Leo burayı resmi hac yeri ilan etti. O günden bu yana üç papa bizzat ziyarete geldi: 1967'de VI. Paul, 1979'da II. Jean Paul, 2006'da XVI. Benedict. Ama sadece Hristiyanlar gelmiyor. Hz. Meryem Müslümanlar için de çok değerli — Kuran'da adına koca bir sure var — ve bu ev her inançtan insanı çekmeye devam ediyor.
Ve işte insanı gecenin bir yarısı tavana baktıran kısım da bu. Almanya'da küçücük bir kasabada yatağa mahkum bir kadın, iki bin kilometre ötedeki bir evi tarif etti — yerini, planını, yanındaki pınarı — ve haklı çıktı. Almanya'dan hiç çıkmadı. Efes'in haritasını hiç görmedi. Oradan gelen biriyle hiç konuşmadı. Derler ki gören göz değil, gönüldür. Belki de haklılar. Bülbül Dağı'ndaki ev gerçek. Kapısından bugün de geçebilirsiniz.
