MÖ 44 yılında, Mart'ın on beşinde, Jül Sezar — Galya'nın fatihi, Roma dünyasının hâkimi, ömür boyu diktatör — Pompeius Tiyatrosu'nda bir grup senatör tarafından yirmi üç bıçak darbesiyle öldürüldü. Cesedi Roma Forumu'na taşındı ve ardından yaşananlar, ölümlü ile tanrısal arasındaki sınırı sonsuza dek silecekti. O izler bugün hâlâ orada.
Halka açık cenaze töreni birkaç gün sonra Forum'da yapıldı. Marcus Antonius kürsüye çıktı ve o ünlü konuşmasını yaptı: Sezar'ın kana bulanmış togasını kaldırıp halka gösterdi, ardından vasiyetini okudu — Roma halkına cömert bağışlar bırakan bir vasiyet. Kalabalık, kederden çılgına döndü. Çevredeki dükkânlardan tezgâhları ve ahşap sıraları söktüler, Forum'un ortasına yığdılar ve Sezar'ın bedenini oracıkta yaktılar. Hiçbir otoritenin durduramadığı, kendiliğinden bir yas töreni.
Ama asıl olağanüstü olan henüz yaşanmamıştı. Aynı yılın Temmuz ayında, Sezar'ın evlat edindiği varisi Octavianus — gelecekteki İmparator Augustus — onun anısına cenaze oyunları düzenledi. İlk akşam, kuzeydeki gökyüzünde göz kamaştıran bir kuyruklu yıldız belirdi. Yedi gece üst üste parladı, tüm Roma'dan görülebiliyordu; kuyruğu göklere ilahi bir ferman gibi uzanıyordu.
Roma halkının kimseye danışmaya ihtiyacı yoktu. Bu kuyruklu yıldız Sezar'ın ruhuydu, dediler — tanrılara katılmak üzere göğe yükseliyordu. Ona Sidus Iulium — Julius'un Yıldızı — adını verdiler. Derler ya, üçüncüsü Allah'tandır: Sezar önce Galya'yı fethetmişti, sonra Roma'yı, şimdi de göğün kendisini fethediyordu.
Octavianus bu fırsatı dehâca değerlendirdi. Roma'daki her Sezar heykelinin tepesine bir yıldız yerleştirdi. Kuyruklu yıldız tasvirli sikkeler bastırdı. Ve kendisine Divi Filius — «Tanrı'nın Oğlu» — demeye başladı; çünkü Sezar bir tanrıysa, onun evlat edindiği oğlu da bir tanrının oğluydu. Julius'un Yıldızı tarihin en güçlü siyasi sembollerinden biri oldu ve Roma Cumhuriyeti'nin Roma İmparatorluğu'na dönüşümünü meşrulaştırdı.
Ama Sezar'ın ölümünün etrafında daha karanlık rivayetler de dolaşıyordu. Plutarkhos'un aktardığına göre, Sezar'ın hayaleti yeryüzünde dolaştı — huzursuz ve intikam dolu. En ünlü görünüm, komplocuların en saygınına, Brutus'a oldu. MÖ 42'de Filipi Muharebesi öncesinde Brutus ordugâhındayken, gece yarısı çadırında korkunç bir hayalet belirdi. «Sen kimsin?» diye sordu Brutus. «Ben senin kötü ruhun,» dedi hayalet. «Beni Filipi'de göreceksin.» Ve kayboldu. Brutus yerinden kıpırdayamadı.
Filipi'de Brutus yenildi. Esir düşmektense kendi kılıcının üzerine atıldı. Antik yazarlar onun ölümünde, hayaletin kehanetinin gerçekleşmesini ve katledilmiş diktatörün son intikamını gördüler. Shakespeare bu sahneyi iki bin yıl sonra ölümsüzleştirecekti, ama Romalılar bu hikâyenin ürpertisini hissetmek için hiçbir oyun yazarına ihtiyaç duymamışlardı.
Tanrılaştırılmış Julius Tapınağı, Sezar'ın bedeninin yakıldığı yere inşa edildi. Kalıntıları bugün hâlâ ayakta — Forum'un doğu ucunda alçak bir platform. Ziyaretçiler oraya hâlâ çiçek bırakıyor; farkında olmadan iki bin yılı aşkın süredir devam eden bir yas geleneğini sürdürüyorlar.
