Skip to main content
Peygamberler ve Hacılar·1/1·3
Photograph of Cologne Cathedral (Kolner Dom)

The place

Cologne Cathedral (Kolner Dom)

Üç Kralın Altın Sandığı

Milano'dan çalınan Üç Bilge Kral'ın kemikleri, Köln'ü kuzeyin hac başkentine dönüştürdü

12th-13th century (1164-1225)Cologne Cathedral (Kolner Dom)

1164 yılında silahlı bir kafile, altın bir sandığı Milano'dan çıkardı. Alpler'i aştılar, Ren Nehri boyunca kuzeye ilerlediler. Varış noktası: Köln. Başlarında Köln Başpiskoposu Rainald von Dassel vardı — İmparator Barbarossa'nın sağ kolu. Sandığın içindekiler sıradan bir ganimet değildi: İncil'deki Üç Bilge Kral'ın kemikleriydi bunlar. Yıldızı izleyip Beytüllahim'e gelen, yeni doğan İsa'ya altın, buhur ve mür sunan o üç efsanevi kralın kalıntıları.

Peki Ortadoğulu üç bilgenin kemikleri İtalya'ya nasıl gelmişti? Hikâye 300'lü yıllara uzanıyor. Hristiyanlığı yasallaştıran Roma İmparatoru Konstantin'in annesi Helena, antik dünyanın dört bir yanını dolaşıp kutsal kalıntılar toplamıştı. Üç Kral'ın kemiklerini Pers topraklarında buldu ve Konstantinopolis'e getirtti. Oradan Milano'ya, Sant'Eustorgio Kilisesi'ne ulaştılar. Tam sekiz yüz yıl boyunca kimse onlara dokunmadı — ta ki Barbarossa çıkagelene kadar.

İşin aslı şuydu: Milano yıllardır imparatora kafa tutuyordu. 1162'de, iki yıl süren bir kuşatmanın ardından Barbarossa'nın ordusu şehri ele geçirdi. Ama sadece fethetmekle kalmadı — yerle bir etti. Surları yıktı, binaları dümdüz etti, halkı dağıttı. Kuzey İtalya'daki her şehre açık bir mesajdı bu: imparatora kafa tutmanın sonu budur. Son darbe olarak da Rainald, Milano'nun en kutsal hazinesini — Üç Kral'ın kemiklerini — alıp Köln'e götürdü. Orta Çağ'ın en büyük kutsal hırsızlığıydı.

Etkisi yıldırım gibiydi. Avrupa'nın dört bir yanından hacılar Köln'e akın etti. Eski katedral kalabalığı kaldıramaz hale gelince yenisini planladılar — bugün hâlâ ayakta duran o devasa Gotik yapı, sırf bu kemikler için inşa edildi. Altın sandığın yapımını Verdunlu usta kuyumcu Nikolas üstlendi. 1225'e gelindiğinde ortaya Batı dünyasının en büyük kutsal sandığı çıkmıştı: iki metreden uzun, yaldızlı gümüş ve bakırdan, binden fazla değerli taşla ve altın figürlerle bezeli bir başyapıt.

Çalıntı kemikler Köln'ü zengin etti. Hacılara yatak lazımdı, yemek lazımdı, hatıra lazımdı. Şehir armasına üç altın taç koydu. Epifani — Hristiyanların Üç Kral'ın İsa'yı ziyaretini kutladığı 6 Ocak bayramı — şehrin en büyük günü oldu. Köln'ün tüm kimliği bu kemiklerin üzerine kuruluydu: fethedilen bir şehirden gaspedilmiş, altın sandığa kilitlenmiş kalıntılar. Kuzey Avrupa'nın en dindar şehri, varlığını en büyük hırsızlığına borçluydu.

Milano bu kaybı hiç hazmedemedi. Sekiz yüzyıl boyunca kemiklerini geri istedi. Derler ya, "Sabrın sonu selamettir." Milano sabrettikçe sabretti — ama selamet bir türlü gelmedi. 1903'te Milano Başpiskoposu, Köln'den birkaç kemik parçası kopartabildi. O parçalar bugün Sant'Eustorgio'da duruyor. Ama asıl hazine yerinden kıpırdamadı. Kemiklerin büyük bölümü hâlâ Nikolas'ın altın sandığında, katedralin sunağının arkasında. Sekiz yüzyıl geçti; çalıntı kemikler hâlâ inananları Ren kıyısına çekiyor.

Hikâyenin Dersi

Kutsallık bazen ganimetin üzerine inşa edilir — ve kutsallığını çalıntı kemiklere borçlu bir şehir, bu hakikatten asla kaçamaz.

Karakterler

R
Rainald von Dassel (Archbishop of Cologne)
E
Emperor Frederick Barbarossa
N
Nicholas of Verdun (goldsmith)
T
The Three Magi (Caspar, Melchior, Balthasar)
E
Empress Helena

Kaynak

Cardini, Franco. The Three Magi: History and Legend; Wolff, Arnold. The Cologne Cathedral; Kessel, Johann Hubert. Antiquitates Colonienses, 1863