Yüzyıllardır okültistler, gizemciler ve kayıp bilgilerin peşindekiler arasında tuhaf bir söylenti dolaşıyor: Paris'teki Notre-Dame sadece bir kilise değil. Devasa bir simya kitabı — sırları, onları okumayı bilenlerin gözleri önünde taşa kazınmış durumda.
Bu düşünce en güçlü ifadesini 1926'da buldu. O yıl «Katedrallerin Gizemi» adlı bir kitap yayımlandı. Yazarı kendine Fulcanelli diyordu — bugüne kadar kimsenin çözemediği bir takma ad. Tezi şaşırtıcıydı: Gotik katedralleri tasarlayan Ortaçağ yapı ustaları sıradan mimarlar değildi. Hermetik sanatlara vakıf birer inisiyeydiler ve simya, astroloji ve felsefe taşı hakkındaki bilgilerini binalarının heykellerine şifrelemişlerdi.
Fulcanelli'ye göre Notre-Dame'ın cephesi, Büyük Eser'in — yani kurşunu altına, daha mistik bir anlamda ise kaba insan ruhunu saf altına dönüştürme sürecinin — eksiksiz bir rehberini barındırıyor. Ana portalın heykelleri sürecin aşamalarını gösteriyor: nigredo (kararma, ölüm), albedo (beyazlaşma, arınma), citrinitas (sararma, uyanış) ve rubedo (kızıllaşma, tamamlanma). Gül pencereleri astrolojik haritaları kodluyor. Nefin oranları bile hermetik sayı kuramına uyuyor.
Peki bunların herhangi biri gerçek mi? Ana akım tarihçiler Fulcanelli'nin yorumlarını hayal ürünü sayıyor. Ama bazı gerçekler görmezden gelinemeyecek kadar güçlü. Ortaçağ taş ustası loncaları gerçekten de sırlarını kıskançlıkla koruyordu. «Gotik» kelimesinin kendisi «argotik»ten — yani şifreli dilden — gelmiş olabilir.
Üstelik Notre-Dame'ın heykelleri, Hristiyan ikonografisinin hiçbir zaman tatmin edici biçimde açıklayamadığı figürler içeriyor: ellerinde potalar tutan kişiler, kendi kuyruğunu ısıran yılanlar — ouroboros — ve hiçbir İncil anlatısında yer almayan semboller.
Fulcanelli'nin kendisi de konusu kadar derin bir muamma. Dönüşümü başardığı ve ardından ortadan kaybolduğu söyleniyor. Öğrencisi Eugène Canseliet, onu 1954'te gördüğünü iddia etti — olması gerekenden onlarca yıl daha genç görünüyormuş. Felsefe taşı sonuçta ölümsüzlük bahşeder.
Derler ki, gözünün önündekini görmez insan. Belki de Fulcanelli hâlâ aramızda dolaşıyor — Notre-Dame'ın cephesini fotoğraflayıp taşa kazınmış sırları görmeyen turistlere bakarak gülümsüyor.
