Skip to main content
Taçlar ve Fetihler·3/3·3
Photograph of Colosseum

The place

Colosseum

Kolezyum'un Denizi

Roma arenayı denize çevirdiğinde

Flavius Hanedanı (MS 80)Colosseum

Milattan sonra 80 yılı. Roma'nın göbeğinde devasa bir yapı yeni kapılarını açmış: Kolezyum. İmparator Titus, açılış gecesi için gladyatör dövüşlerini yeterli bulmuyor. Aklındaki plan kulağa delilik gibi geliyor: arenanın tamamını suyla doldurup gerçek savaş gemileriyle deniz muharebesi düzenlemek. Gerçek silahlar. Gerçek ölüm. Antik bir abartma diye geçiştirmek kolay — ama bunu kendi gözleriyle gören tanıklar yazdı ve modern arkeologlar bu çılgınlığı mümkün kılan mühendisliği buldu.

O gün kalabalığın arasında Martial adında bir şair vardı. Gördüğü her şeyi şiirlerine yazdı. Sabah gladyatörlerin kuru toprak üzerinde dövüştüğü zemin, öğleden sonra savaş gemilerinin çarpıştığı bir denize dönüyordu. Martial geç kalanlara seslendi: aldanmayın, bu sabah burada kuru toprak vardı, akşam yine olacak. Arena bir türlü karar veremiyormuş gibi kara ile deniz arasında gidip geliyordu.

Tarihçi Cassius Dio işin detaylarını aktardı. Titus birkaç kayık yüzdürmekle yetinmemişti — tarihin ünlü deniz savaşlarını birebir canlandırdı. Atina ile Sirakuza arasındaki efsanevi muharebeyi sahneye koydu. Suya alıştırılmış atlar ve boğalar gemilerin arasında yüzdürüldü. Peki savaşanlar kimdi? Ölüme mahkûm edilmiş tutuklular. Ellerine gerçek kılıçlar verilip antik denizcileri canlandırmaya zorlandılar. Sahne dövüşü yoktu, koruma yoktu. Kılıçlar keskindi, boğulmalar gerçekti ve su kırmızıya döndü.

Bu işin arkasındaki mühendislik bugün bile akıllara durgunluk verir. Arena zemininin altına, şehrin su kemerlerine bağlı bir kanal ağı inşa edilmişti. Dev kapaklar suyun akışını kontrol ediyordu. Zemin su geçirmez betonla kaplanmıştı — alttaki odalara tek damla bile sızmasın diye. Gösteri bittiğinde drenaj sistemi tüm suyu saatler içinde boşaltıyordu. Yani bir stadyum yaptılar, ama bu stadyum aynı zamanda bir havuzdu. Tek farkla: bu havuz yüzmek için değil, öldürmek içindi.

Deniz savaşları on yıl bile sürmedi. Titus'un kardeşi ve halefi İmparator Domitian, arenanın altındaki boşluğun kalıcı bir sahne arkası olarak daha değerli olduğuna karar verdi. Bir yeraltı labirenti inşa etti: tüneller, hayvan kafesleri, mekanik asansörler. Bugün Kolezyum'u ziyaret ettiğinizde gördüğünüz o harabe kalıntıları, işte Domitian'ın eseri. Ahşap zeminler ve karmaşık düzenekler yerleştirilince arenayı suyla doldurmak bir daha asla mümkün olmadı. Roma tarihinin en ihtişamlı gösterisi, sessizce tarihe karıştı.

Ama bu hikâyenin asıl iz bırakan yanı başka. Romalılar Akdeniz'e "Mare Nostrum" — Bizim Deniz — derdi. Okyanusu en büyük yapılarının içine sürükleyerek gözden kaçması imkânsız bir mesaj verdiler: biz sadece karada hükmetmiyoruz, suya da emrediyoruz. Derler ya, "Su akar, yolunu bulur." Roma'da değil. Su imparatorun emrettiği yere aktı, dediği anda çekildi. Elli bin kişi şehrin göbeğinde savaş gemilerinin birbirine girişini seyrederken mesajı derinden hissetti: Roma'nın eli uzanamayacağı hiçbir şey yoktu.

Hikâyenin Dersi

Büyük imparatorluklar gücünü sadece insanlara değil, doğanın kendisine hükmetmeyle kanıtlamak ister. Ama en görkemli gösteriler bile zamanın akışına direnemez.

Karakterler

İ
İmparator Titus
İ
İmparator Domitian
M
Martial (şair)
C
Cassius Dio (tarihçi)
M
Mahkûm tutuklular

Kaynak

Martial, De Spectaculis (Liber Spectaculorum); Cassius Dio, Roman History LXVI; Suetonius, Lives of the Caesars