Skip to main content
Peygamberler ve Hacılar·5/7·2
Photograph of Efes Antik Kenti

The place

Efes Antik Kenti

Yedi Uyurlar

İki asır uyuyup bambaşka bir dünyaya uyanan yedi genç

Roma İmparatorluk Dönemi (MS 250) — Bizans Dönemi (~MS 450)Efes Antik Kenti

Hayatının en kötü gününden sonra uykuya daldığını düşün. Gözlerini açtığında iki yüz yıl geçmiş. Tanıdığın herkes toprağın altında, ama sen bir gün bile yaşlanmamışsın. Kulağa masal gibi geliyor, değil mi? Oysa dünyanın iki büyük dini — Hristiyanlık ve İslam — bu hikâyenin gerçek olduğuna inanıyor. Üstelik olayın geçtiği yer bugün hâlâ ayakta: Efes, Batı Anadolu'nun görkemli antik kenti.

Milattan sonra 250 yılında Roma İmparatoru Decius, imparatorluk tarihinin en kanlı Hristiyan avını başlattı. Her vatandaş Roma tanrılarına kurban sunmak zorundaydı; reddedenin sonu ölümdü. Efes'te — dönemin en zengin, en gösterişli şehirlerinden birinde — yedi genç adam bu emre boyun eğmeyi reddetti. Başkasının tanrısına secde etmektense ölümü göze aldılar.

Kaçtılar. Şehrin hemen dışındaki dağa tırmandılar ve bir mağaranın derinliklerine sığındılar. Yanlarında sadık köpekleri Kıtmir vardı. Ama Decius'un gözü her yerdeydi. İmparator onları buldurduğunda idam ettirmedi — daha beterini yaptı. Mağaranın ağzını devasa kayalarla kapattırıp yedi genci karanlığın içinde diri diri gömdü. İmparatorun gözünde iş bitmişti: yedi asi, bir dağın bağrında, unutulmaya terk edilmiş.

Aradan iki yüz yıl geçti. 450 yılı civarında bir çiftçi hayvanlarına barınak ararken o mağaranın ağzını açtı. İçeride gördüğü manzara aklının almayacağı türdendi. Yedi genç adam — canlı, sapasağlam — sanki öğleden sonra şekerleme yapmış gibi gözlerini ovuşturarak doğruluyorlardı. Dünyadan haberleri yoktu. Onları ölüme mahkûm eden Roma artık çoktan Hristiyanlığı benimsemişti.

Gençlerden biri — İslam geleneğinde adı Yemliha olarak geçer — ekmek almak için şehre indi. Ekmekçiye parasını uzattığında adam taş kesildi. Sikkeler neredeyse iki asırlıktı; üzerinde çoktan unutulmuş İmparator Decius'un yüzü vardı. Haber şehri yangın gibi sardı. Yetkililer mağaraya koştu ve diğer altı genci de buldu: hâlâ genç, hâlâ şaşkın, hâlâ "bugün günlerden ne?" diye soran.

Haber İmparator II. Theodosius'a ulaştı; bizzat Efes'e geldi. Hristiyan dünya için bu bir mucizeydi — inancın imparatorluklardan uzun yaşayabileceğinin, ölümün son söz olmadığının canlı kanıtı. Derler ya, "sabreden derviş muradına ermiş" — bu yedi gencin sabrı iki asır sürdü ve uyandıklarında dünya artık onların inandığı dünyaydı. Kısa süre sonra, sanki sadece bu mesajı iletmek için ayakta tutulmuşlarmış gibi, huzur içinde gözlerini yumup bu kez gerçekten uykuya daldılar.

Hikâyeleri onlarla bitmedi. Yüzyıllar boyunca Hristiyan dünyasının en çok anlatılan mucizelerinden biri oldu — sonra aynı anlatı Kur'an-ı Kerim'de Kehf Suresi'nde yerini aldı. Ashab-ı Kehf: Mağara Arkadaşları. İki din, bir mucize ve hâlâ yankılanan bir soru: Bir sabah uyandığında bütün dünya sensiz ilerlemiş olsa, ne yapardın?

Hikâyenin Dersi

İmparatorluklar yıkılır, çağlar değişir; ama gerçek inanç zamanın ötesine geçer ve en beklenmedik anda kendini kanıtlar.

Karakterler

Y
Yedi Uyurlar (Yemliha, Mekselina, Mislina, Mernuş, Debernuş, Şazenûş, Kefeştatayyûş)
İ
İmparator Decius
İ
İmparator II. Theodosius
E
Ekmekçi

Kaynak

Gregory of Tours; Jacobus de Voragine, Golden Legend; Quran, Surah 18 (Al-Kahf)