Skip to main content
Geçmişin Bilmeceleri·4/7·3
Photograph of Alamut Castle

The place

Alamut Castle

Oğullarını Öldüren Baba

Kendi kanını bile yasanın üstünde tutmayan Alamut'un efendisi

c.1100-1120 CE (during Hassan-i Sabbah's rule of Alamut)Alamut Castle

1090 yılında Hasan Sabbah adında bir adam, kuzey İran'da bir uçurumun tepesindeki kaleyi ele geçirdi — o kadar yüksekteydi ki adına "Kartal Yuvası" diyorlardı. Oradan ortaçağ dünyasının en korkulan örgütlerinden birini kurdu: Şii İslam'dan kopmuş bir mezhep olan Nizari İsmaililer. Orta Doğu'nun en güçlü adamlarını suikastle ortadan kaldırdılar. Ama Hasan bir savaş ağası gibi yaşamadı. Sade giysiler, yalın yemekler, kitaplarla geçen saatler. Ve tek bir demir kural: kimse — kim olursa olsun — yasanın üstünde değildir.

Bunu daha en başından ispat etti. Ney çalan bir müezzin — ciddi bile sayılmayacak bir suç — kaleden ömür boyu kovuldu. Gizlice şarap içtiği ortaya çıkan bir adam öldürüldü. Alamut'ta şarabın cezası ölümdü. Sürgün değil. Dayak değil. Ölüm. O surların içinde yaşayan herkes kuralı anlamıştı. Henüz kimsenin anlayamadığı şey, bu adamın nereye kadar gidebileceğiydi.

Hasan'ın iki oğlu vardı: Muhammed ve Üstat Hüseyin. Normal bir hükümdarlıkta ikisi de veliaht olurdu. Ama Hasan hep ısrar etti: hanedan kurmuyorum. Alamut'u sadece gizli İmam adına koruyorum — Nizarilerin bir gün döneceğine inandığı ruhani lider. Eğer iktidarı oğullarına devrederse, inşa ettiği her şey çökerdi. Dini kişisel çıkarına alet eden sıradan bir savaş ağası olurdu. Düşmanları zaten tam bunu fısıldıyordu.

Sonra oğlu Muhammed, çiğnenmesi mümkün olmayan tek kuralı çiğnedi. Kalenin içinde şarap içerken yakalandı — babasının daha önce bir adamı öldürttüğü aynı suç. Ayrıntılar tarihin karanlığında kaybolmuş: ne bir yargılama kaydı var, ne bir savunma izi. Kaynakların kaydettiği tek şey sonuç. Hasan Sabbah kendi öz oğlunu idam ettirdi. İslam dünyasının en güçlü yöneticilerine suikast emri veren adam, kendi kanını da aynı terazide tarttı.

İkinci darbe daha karanlıktı. Hasan'ın hayatta kalan tek oğlu Üstat Hüseyin, doğu İran'daki operasyonları yöneten İsmaili komutan Hüseyin Kaini'nin öldürülmesine yardım etmekle suçlandı. Suçlama gerçek miydi, yoksa saray rakiplerinin oyunu mu? Kesin olarak asla bilemeyeceğiz. Tarihçi Bernard Lewis, ulaşılabilen tüm kaynakları inceledikten sonra hikâyeyi "büyük olasılıkla doğru" diye niteledi. Sonuç her halükârda aynıydı: Hasan ikinci oğlunu da öldürttü. İki varis. İkisi de gitti.

"Adalet mülkün temelidir" derler — ama temelin bedelini kimse sormaz. Hasan'ın yaptığı İslam dünyasında emsalsizdi. Hiçbir hükümdar iki oğlunu birden öldürmemişti — ne ihanet suçlamasıyla, ne isyan yüzünden, kesinlikle bir kadeh şarap için hiç. İki şekilde okunabilir: ya Hasan hiçbir şey hissetmeyen bir canavardı, ya da ilkelerinin gerçek olduğunu kanıtlamak için en çok sevdiği şeyi yok etmeye hazırdı. Düşmanları birinci okumayı seçti. Takipçileri ikinciyi.

Haziran 1124'te can çekişirken ne bir yeğen ne bir kuzen adını andı. En güvendiği dört komutanı çağırıp Kiya Büzürg Ümmid'i — hiçbir kan bağı olmayan sadık bir askeri — Alamut'un yeni efendisi olarak atadı. Son vasiyeti: "İmam gelip mülkünü teslim alana dek birlikte hizmet edin." Bir babanın ödeyebileceği en ağır bedelle, kimsenin buna asla aile şirketi demeyeceğinden emin olmuştu.

Kartal Yuvası'nın gölgesinde, çalışma odasında yalnız öldü — rahatını, soyunu ve belki insanlığını tek bir fikre feda etmiş bir adam: Kimse yasanın üstünde değildir. Askerlerin değil. Müttefiklerin değil. Oğulların değil.

Hikâyenin Dersi

Gerçek adalet en ağır bedeli en çok güce sahip olandan ister — kendi kanını yasadan muaf tutan bir yöneticinin yasası yoktur, ve mutlak ilkenin bedeli hiçbir şeyi esirgememesidir, onu uygulayan kişinin yüreğini bile.

Karakterler

H
Hasan Sabbah (oğullarını idam ettiren Alamut'un efendisi)
M
Muhammed (Hasan'ın oğlu, şarap içtiği için idam edildi)
Ü
Üstat Hüseyin (Hasan'ın oğlu, cinayet suçlamasıyla idam edildi)
H
Hüseyin Kaini (Üstat Hüseyin tarafından öldürüldüğü iddia edilen İsmaili komutan)

Kaynak

Ata-Malik Juvayni, Tarikh-i Jahangushay (c.1260); Rashid al-Din Hamadani, Jami al-Tawarikh (c.1310); Bernard Lewis, The Assassins: A Radical Sect in Islam (1967); Farhad Daftary, The Isma'ilis: Their History and Doctrines (Cambridge, 2007); Marshall Hodgson, The Order of Assassins (1955); Encyclopaedia Iranica, 'HASAN SABBAH'